2555

Asgari ücret, azami gayret

Bu haftanın en önemli iki gündeminden biri faiz artırımına yönelik alınacak kararlar ve piyasa üzerinde etkisi iken, diğeri ise yeni asgari ücret rakamı idi.

Senede bir kez arttırılmasına herkes alışmış ve sistem oturmuşken, yüksek enflasyon nedeniyle yılda iki kez artması herkesçe benimsendi ve beklenir oldu. İşvereni de, işçisi de, sendikası da, siyasetçisi de, bürokratı da; tüm taraflar durumu gayet olağan bulmaya başladılar artık. Ne oldu da biz bu noktaya geldik, ne oldu da bir anda asgari ücretin yılda iki kez artmasını bu denli kolay kabul ettik ve benimsedik.

Bunu irdelemeden önce, son iki yılda olup biteni bir hatırlayalım. Gerekçeler doğru mu değil mi önce yorumlayalım, ardından bir gelecek portresi çizmeye çalışalım. 2019 yılında asgari ücret net 2.020 TL iken, 2020’de makul seviyede bir artış oranı ile net 2.324 TL’ye yükselmişti. 2021 yılında yine makul bir artışla asgari ücret net 2.825 TL oldu.

Buraya kadar her şey normal gibi görünse de, füze hızıyla yükselişe geçen fiyatlar ve hiper enflasyon etkisi ile ücretli kesim yılın sonunu zor getirince, 2022 yılı asgari ücret artışı da bu kez ezber bozarak net 5.500 TL seviyesine ulaştı. Diğer bir deyişle yüzde 15- 20 seviyelerinde seyreden artış oranı bir anda yüzde 95 düzeyine çıktı. Ha tabi atlamamak gereken bir nokta, pek çok işveren, asgari ücretten bağımsız olarak gerek 2021, gerekse 2022’de çalışanlarına gücü doğrultusunda ara zamlar yaparak destek vermeye gayret ettiler.

Ve 2023’e gelindiğinde enflasyon halen çok yüksek seyrettiği için, asgari ücret bu kez yüzde 55 seviyesinde artarak 8.506 TL’ye ulaştı. 2023’ün en başından itibaren sokaktaki reel enflasyon, yüksek seçim harcamalarının da etkisiyle hızını kesmedi.

 

Gelinen noktada yeni bir artış kaçınılmaz oldu ve seçimin hemen ardından yüzde 34’lük bir artış daha göstererek 11.402 TL’ye ulaşırken, bir önceki yıla göre yüzde 107 artış göstermiş oldu. Başta kira artışları olmak üzere reel enflasyonu yakaladı mı tam kestirmek zor, ama çalışan açısından enflasyon karşısında bir rahatlama olacağı kesin. Sebep mi sonuç mu bilinmez ama, faizin yarattığı kur etkisi ile değerlenen TL, asgari ücreti dolar karşısında adeta fırlattı.

2002 yılında 126 dolar olan asgari ücret, 2023 yılı Haziran’ında 482 dolara yükselerek ihracatta rekabet etmeyi zora sokmuş oldu. Maliyetlerin arttığı oranda refah seviyesinin artmaması da enflasyonun yarattığı bir sonuç olarak gözler önüne serildi. Akla pek çok soru geliyor.

Enflasyon artmaya devam eder mi, artmaya devam ettikçe yükselişini sürdürür mü ve bu artış sadece asgari ücretliler için mi, yoksa tüm çalışanlarda bir artış olmalı mı. Buraya kadar akla gelen sorular, hemen hemen cevabını kestirmemizin zor olmadığı türde. Asıl zor soru, firmalar bu artışı kaldırabilecek mi?

Olaya böyle yaklaşınca işvereni korur bir yaklaşım olduğunu düşünüp eleştirenler olacaktır elbet. Oysaki söylemek istediğim o değil, asıl işaret etmek istediğim ve üzerinde durulması gereken nokta, özel kesimin bu ücret artışını karşılayabilip karşılayamayacağı hususu.

Benim tabirimle işverenin verebilitesi. İş dünyası asgari ücret artışında bu kez ayrışmadı ve özellikle bir noktada birleşti. O da enflasyon artışının devam etmesi halinde çalışanların fiyatlar altında ezileceği. İşverenlerin artan enflasyon ile çalışanlarını ezdirmemeye yönelik bir bakış açısını koruduğu kesin.

Peki o halde piyasa bu ücret artışını satın aldı mı derseniz, cevabım hayır. Piyasanın şu anda satın aldığı, yani beklenti, faiz artışı ile sağlanacak ciddi bir kur artışı, sonrasında gelecek sıcak para ve uygun krediler. Ardından başta ihracat olmak üzere, piyasalarda oluşması beklenen rahatlama. Önümüz bayram, piyasalar durağan. Umuyorum bu sakinlik, fırtına öncesi sessizlik değildir. Gelecekte ne olacak bilemem ama, bildiğim tek şey piyasaların da toplumun da bir fırtına daha kaldırmaya tahammülü kalmadığı.